
Fatoş annem mimlemiş bizi ve demiş ki :
Mim’i vereceğim kişilere bir ek de ben getireyim…Eski anılarınızdan bir bölüm lütfen, diyerek…Biraz da geçmişi kurcalayalım…O güzel anılarımızın,umutlarımızın olduğu günlere uzanalım desem??? Soruların birincisinde karşı cinsten örnek veriniz diye de eklesem…Aynı eski günlerdeki gibi…Bu yaz günlerinde biraz canlandırsak anılarımızı…Üzerimize çöken rehavete karşın...şimdi cevaplar geliyor :)
1-Hayatınızdaki önemli 3 Erkek (Kadın)?
- Babam , Tayfun , Patronum
- Annem , Fahriye abla , Nilüfer
2- 3 gün 3 gece bıkmadan uğraşabileceğiniz hobiniz nedir? Tek cevap ...
- Puzzle (İrem doğmadan önceki tutkum , şimdi uzaktan bakıyorum)
3- Yaşadığınız şehir dışında sevdiğiniz 3 il ?.
- Mardin (çok merak ediyorum hiç görmedim ama seviyorum)
- Balıkesir (Anne toprağı)
- Görele (Baba toprağı )
4- En önemli fobiniz?
5- Giyim konusunda en çok kullandığınız 5 renk?
- Siyah , yeşil , kahverengi , beyaz , pembe
Eski anılardan ....
Anneannemin kendi elleriyle yaptığı peynirin kokusunu hiç unutmadım ,
tülbentlere sarıp astığı yerden şıp şıp sularının süzülmelerini izlerdim ,
bahçeden toplanmış domates kokan domateslerle ,
toprak fırında pişen köy ekmekleriyle beraber yedim o peynirleri ,
bahçeden mürdüm eriği , elma , dut, armut, şeftali koparıp yedim ,
bahçedeki mısır koçanları bebeklerim oldu kimi siyah saçlı , kimi sarı , kimi kızıl saçlıydı , mısırların odun ateşiyle koca kazanlarda haşlanıp canın istendikçe kazanın içinden alınıp yendiği keyiflerim ,
kuzu , inek , tavuk, horoz , eşek , at ,
hepsi o bahçenin içindeydi,
yenidoğan buzağlar , kuzular , civcivler gördüm dokundum sevdim ,
semizotu topladım anneannemle bahçeden ,
patlıcanların sapını kesmeden pişirirdi anneannem , annem hep anlatır saplarıyla tabakta görünce ufak çaplı bir şok yaşamışım:) ,
buğdaylar biçilirken tarladaydım ,
samanlar köy meydanından samanlığa taşınırken at arabasında ,
tosbağaları hiç ters çevirmedim ben ,
sadece kırlangıçları çok ama çok merak ettim bir kez ,
damdaydı yuvaları hazır ineklerde otlamaya gitmişken girdim dama ,
çok ama çok yüksekti yuvaları içini göremedim
o ufacık boyumla , atladım , zıpladım , olmadı ,
bir sopayla yuvayı düşürdüm , yavrular düştü ,
çok ama çok küçüklerdi ,
tavuklar yedi hiç bişey yapamadım
ya anne kırlangıç ne yaptı yuvayı yerinde göremeyince
hiç bilmedim ama yüreğim hala sıkışır hatırladıkça ,
sarıkız(inek) boynuzu ile karnımdan süstü izi hala durur,
buzağılardan birini damdan ipinden tutup bahçeye çıkarmaya çalışırken ,
hızla koşmaya başlamasıyla benim yerde sürüklenmem
ve inatla o ipi bırakmayıp kurutulmaya bırakılan tezeklerin içinde bulmam ,
o bahçede çok düğün oldu
koca kazanlarla keşkekler pişti
sofralar kuruldu
aile kocaman oldu
önce dedem gitti
sonra anneannem
sonra en sevdiğim dayım
sonra dağlar kızı güzel reyhan yengem
sonra en yaşlı en mavi gözlü dayım
o ev şimdi boş
sessiz
sol tarafında
üç kardeşin evi var
o evde doğmuş
büyümüş üç kardeş
şimdi başka
evlerde
yazdan yaza ordalar
tavuklara cu cu cu deyip yemleyen
anneannemin sesi kulaklarına
geliyormudur
akşamüstleri ?
çeşmeden kana kana su içen
torunlar istanbulda
hayat telaşında şimdi...
hepimiz başka başka hayatlar kurduk
ama orası çocukluğumuzun unutulmazı olarak anılarımızda hala ...